toplumdakadin

Toplum adı verilen karmaşık ve çok parçalı yapı, ortaya çıktığı ilk andan itibaren süreklilik gösteren bir değişim eğiliminde olmuştur. Bu değişim, topluma üye olan her çeşit varlığında değişimini beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla, yüzyıllarca süren ve tüm toplumların katettikleri bu değişim ve dönüşüm, kendi varoluş alanı toplum olan insanında dönüşümünü sağlamış ve buna bağlı olarakta kadının statü ve rolleri de sürekli bir farklılaşma içerisinde olmuştur.

İnsanoğlunun doğayı kontrol edebileceğini düşündüğü an, tarımsal üretimin başladığı ve artı ürünün ortaya çıkmasındaki ilk adımın atıldığı an olarak kabul edilebilir. İnsanoğlunun ilk dönemlerinde erkeklerin avcılık, kadınların ise toplayıcılık yaptıkları bir çok kaynakta karşımıza çıkan bir bilgidir. Toprak üzerindeki hakimiyeti ise, üretimi ortaya çıkaran ve buna bağlı olarak kadın ve erkek rol ve statülerinin değişimini sağlayan en önemli kırılma noktası olarak görmek yanlış olmayacaktır.

Tarımsal üretim, tarım toplumunu ortaya çıkarmıştır. Tarım toplumunun kendine özgü değerleri, özünde kendini diğerlerinden farlılaştıran kendine özgü kültürü vardır. Bu kültürün aile tipi ise geleneksel aile tipidir. Geleneksel aile hem üretim hem de tüketim birimidir. Aile içerisinde yaşa ve cinsiyete göre bir işbölümü mevcuttur. Dolayısıyla ailenin tüm bireyleri farklı düzeylerde de olsa üretime katkı sağlamaktadır. Üretim eve aittir.

İnsanoğlunun doğa üzerindeki hakimiyetini arttırması ve beraberinde tarım toplumunun dönüşmesi sanayi toplumunu ortaya çıkarmıştır. Tam da bu anda tüm insanlık için başka bir kırılma noktası yaşanmıştır. Tarım toplumunda ev içinde olan üretim, sanayi toplumunun doğuşuyla birlikte ev dışına taşınmıştır. İşte bu noktada erkek ev içi üretimden ayrılıp ev dışındaki üretime dahil olmuş, ev ise kadına ait alan olarak tanımlanmaya başlamıştır ve kadın ev içi üretimi devam ettirmeye çalışmıştır. Kadın ve erkeğin çalışma yaşamları da böylece birbirinden ayrılmaya başlamıştır. Erkeğin emeğinin karşılığı ücrete dönüşmeye başlamış, kadınınki ise değersizleşmeye başlamıştır. Ancak sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde bulunan sanayi yanlızca erkek işgücüyle yetinmemiş, kadın iş gücüne de ihtiyaç duymuştur ve beraberinde kadınlar da ev dışı üretime katılmaya başlamışlardır. Ancak kadının ev içi rollerinde herhangi bir değişim yaşanmamış üstüne artı roller eklenmiştir. Kadının iş yaşamına dahil olması bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. Örneğin, teknolojinin sürekli değişmesi ve ilerlemesi, sektörün ihtiyaç duyduğu iş gücün niteliğin de artmasına sebep olmuştur. Beden işçiliği yerini yavaş yavaş bilgiye dayalı işgücüne bırakmaya başlamıştır. Kadınların okullaşamadığı durumlarda, kadın kalifiye işçi olamamış ve erkeklere göre daha düşük ücretli işlerde çalıştırılmaya başlamıştır.

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş ile birlikte hizmetler sektörü kadınlar için istihdam alanı sağlamıştır. Belki de, toplumun kadın için uygun gördüğü meslekleri içinde barındıran alanın hizmetler sektörü olduğunu söylemek daha yerinde olacaktır. Modern dönemde kadının statüsünde önemli değişimler yaşanmış ve kadınlar pek çok meslekte çalışabilme inkanına sahip olmuşlardır. Ancak elbette ki bu durumdan faydalanamayan kadınlar da mevcuttur. Bunun yanı sıra, kadınlarla yapılan araştırmalar, kadınların erkeklerden daha düşük ücretli işlerde çalıştıkları, doğum dolayısıyla işe alınmada erkeklerin gerisinde kaldıkları gibi durumları ortaya çıkarmaktadır.

Modern toplumun yerini yavaş yavaş postmodern topluma bırakması ile birlikte iş ve çalışma yaşamında önemli değişimler meydana gelmiştir. Çalışma yeri taşınılabilirleşmeye başlamış ve çalışma koşulları esneklemeye başlamıştır. Esnek çalışmanın, saatlerinin esnekliği nedeniyle boş zaman yaratma, aile ve çocuklara vakit ayırmaya olanak verme gibi özellikleri nedeniyle gittikçe popülerleşmeye başlamıştır. Özellikle, kadın istihdamı söz konusu olduğunda, bir çok kaynağa göre esnekleşmenin olumlu bir getirisinin olduğu söylenilmektedir. Ancak esnek çalışma biçimleri, iş güvencesi, sosyal güvence ve ücret güvencesi bakımından bir çok çelişkiyi de içerisinde barındırmaktadır. Bu durum da kadının, daha düşük ücret sağlayan esnek çalışma biçimlerinde emeğinin değer kaybetmesine yol açmaktadır. Aynı zamanda, iş ve sosyal güvenlik söz konusu olduğunda da aynı problemler ortaya çıkmaktadır.

Tarihin ilk dönemlerinden itibaren üretimde meydana gelen değişiklikler toplumu değiştirmiş ve toplumsal alanda meydana gelen bu değişim ise beraberinde üyesi olan kadın ve erkeğin statü ve rollerinin değişimini getirmiştir. Ancak ortaya çıkan toplumsal düzen kadına hem ev hem de iş yaşamında bir takım roller tanımlarken; erkek için öncelikli alan iş yaşamı haline gelmiştir. Topluma egemen olan bakış açısı, kadının öncelikli görevinin çocuklarıyla ilgilenmek olduğunu belirtirken aynı durum erkek için söz konusu değildir. Kadının çalışma hayatında karşısına çıkan bir çok problemin kaynağında ise elbetteki bu düşünce bulunmaktadır.

Yazar Adı: Gizem Songüler

Gizem Songüler tarafından yazılan toplam 1 yazı bulunmaktadır..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir