8mart

Her yıl tarihlerimiz 8 Martı gösterdiğinde bir telaş alır bazılarımızı. Hediyeler alınır, rezervasyonlar yapılır, toplu mesajlar hazırlanır, çeşitli firmalar birkaç hafta önceden hazırladığı ilgili reklamlarını satış politikalarına dâhil ederler. Peki, her yıl kutlanan, yanında çeşitli tartışmaları da beraberinde getiren 8 Mart nedir, ne değildir?

Birleşmiş Milletler ’in 1977’de “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul gördüğü 8 Mart, pazar ekonomisinin içine dâhil edilerek kutlanan birçok gün gibi, yılda bir defa kadınlara atfedilmiş önemli ve sevinçli bir günün aksine trajik bir günün anılma şeklinin popüler kültürümüzce dönüşümüdür aslında.

Tarihler 8 Mart 1857’yi gösterdiğinde Amerika’nın New York eyaletinde tekstil fabrikasında çalışan binlerce kadın çalışma koşullarını, ücretlerini ve saatlerini protesto etmek amacıyla sokaklara dökülür. Aslında bu durum, o dönem içerisinde kadın sorunlarıyla baş edilen mücadelenin yalnızca birinin sokaklarda hayat bulmasıdır. Çalışma koşulları, seçme seçilme hakkı gibi birçok konuda eşit haklara sahip olmak için savaş veren kadınların seslerini duyurmak için ellerini birleştirip tüm sorunlarını haykırdıkları günlerden yalnızca birisidir. Üstelik bu kadınlar, yaptıkları şeyin gücünün farkındadırlar. Haklarını aramada, varlıklarını kabul ettirmede tek ses, tek yürek olmanın gücüne çoktan varmışlardır ve neler yapabileceklerinin de… Yine bu durumun farkında olan fabrika sahibi patronlarının, bu sesleri susturmaya çalışmalarının önderliğinde polis, dışarıdan destek almalarını engellemek amacıyla eylem alanındaki kadınları çalıştıkları fabrikaya kilitler. Ardından fabrika içinde çıkan yangında 129 kadın yaşamını yitirir.

Peki, bu trajik olay bir hiç uğruna mıydı?

Bu kadınlar seslerini duvarlar arkasına kilitleyenlere inat bir toplumsal farkındalık başlatırlar. Toplum içerisinde azınlığın çoğunluğu etkilediği, farkındalık yarattığı ve bu durumun toplumsal bir eyleme dönüştüğü sıkça görülmüştür. Sosyal psikoloji bu durumu Sosyal Etki- Azınlığın Çoğunluğu Etkilemesi (Minority Social İnfluence) ile açıklar. Sosyal etki yoluyla toplum içerisinde duygu, düşünce ve davranışlarımız karşılıklı olarak bulunduğumuz toplumu etkilerken aynı zamanda o toplumda da etkilenir, değişir ve dönüşür. Bunun yanı sıra, yine azınlık bir grubun çoğunluğu etkileyip toplumsal bir harekete dönüştürmesi o azınlığın gerçekleştirdiği hareket biçimi, o toplumdaki kitlenin kültürel ikliminin bu yönde bir etkiye hazır olması ve çoğunluğu etkileyen azınlık ile çoğunluğun kimlik kategorileri gibi birçok yönden benzer olmaları gerekir. 1857’de yaşanan bu trajik olayın ardından azınlığın çoğunluğu etkilediği, farkındalık uyandırdığı bir durum yaşanır ve onbinlerce işçi haklarını ve çalışma koşullarını protesto etmek için yürüyüşler yapar. Yine bu olayın ardından 52 yıl sonra Clara Zetkin’in Danimarka- Kopenhag’da gerçekleştirilen 2. Kadın Sosyalist Enternasyonal toplantısındaki önerisiyle, 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası kadınlar konferansında 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak ilan edilir. Bu kabulün yaklaşık ilk 60 yılında birçok ülke tarafından kadınlar gününün kutlanması yasaklanır; fakat 1960’dan sonra Amerika’da kutlanmaya başlamasının da ardından, 16 Aralık 1977’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın Kadınlar Günü olarak anılmasına onaylar ve 8 Mart, Dünya Kadınlar günü olarak kabul edilir.

Birleşmiş Milletler ’in kutlamanın aslında bir anma olduğunu ve yaşanan trajik olayı es geçerek 8 Mart’ı “Kadınlar Günü” ilan etmesi, belki de şu anda da yaşadığımız: anma eyleminden kutlama mesajına doğru yaşanan dönüşümün başlangıcıdır. “Emekçi Kadınlar Günü” ibaresinin kaldırılması, bu olayın unutulmaya yüz tutmasına ve yıllarca zihinlerde kutlanacak, hediyelerle şenlendirilecek, pek çoğumuzun da önemini bilmeden geçiştirdiği bir 8 Mart özel gününe dönüşümü başlatmıştır.

Öte yandan bu trajik olay bize çok değerli bir şeyi hatırlatıyor. Kadın emeğinin iş hayatında, evde sömürülmesini ve altında yatan toplumsala ait koca bir sorunu… Öyle ki bu sorunun içinde toplumun her kesimince barındırdığımız kadına yönelik şiddet, tecavüz, ayrımcılık, emeğinin değersizleştirilmesi, iş yaşamına dahil edilmesinde yaşadığı problemler, eşit ücret hakkı, mobing uygulamaları, mesleklere istihdamda yaşadığı problemler, hatta ve hatta konuşma özgürlüğü! Kadın hakları ve kadın sorunları konusunda farkındalığımız her geçen gün artsa da, hala kadının adının olduğu kendisinin silikleştirildiği günleri yaşamaktayız, üstüne artan şiddet de cabası… Tarihten de gördüğümüz gibi- 1., 2. Ve 3. Dalga feminist hareketleri gibi- sivil halkın bir amaç ve hedef doğrultusunda bir araya gelip, birlikte hareket etmesinin bizlere bir çok şey kazandırdığını ve bizleri bugünlere getirdiğini biliyoruz. Bugün seçme ve seçilme hakkımızın olması;  iş yaşamında, eğitim hayatında, siyasette aktif olarak rol alıyor olmamız; kendi kaderimizi belirleyebilmemiz; bedenimize, yaşam şeklimize karar veriyor oluşumuz ve daha birçok konuda sahip olduğumuz doğal hakları elde etmemiz geçmişin büyük yürekli, korkusuz insanlarının sesleriyle vücut bulmuştur. 1857’de hakları için yürüyen, bu yürüyüşü ölümleriyle ödeyen kadınlar gibi; yaşamlarını bu davaya harcayan ve asla vazgeçmeyen, bir olmanın gücünü arkasına alan tüm güçlü kadınlar gibi; bir çatı altında toplanmanın, ortak değerler için mücadele etmenin ve bunu planlı programlı bir biçimde yapmanın önemini hatırlamalıyız. Bunun en güzel yolu da halkın devletten, siyasi kurumlardan bağımsız bir araya geldiği sivil toplum örgütlenmeleridir. Şimdi yapılacak bir şeyimiz var. Bizler 8 Martı kutlamak yerine, 8 Mart kadınlarını onurlandıralım. En güzel Kadınlar Günü tecavüzün, cinayetlerin, ayrışmaların, şiddetin olmadığı gündür. 8 Mart Kadınlar Gününüz birlik olsun, ses olsun, sivil toplum çatısı altında olsun.

Sevgilerle…

Yazar Adı: Beste Okan

Beste Okan tarafından yazılan toplam 4 yazı bulunmaktadır..

1989 İzmir doğumlu. Halen İzmir'de yaşıyor. Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu. Erasmus Plus gençlik üzerine çalışıyor.

About Beste Okan

1989 İzmir doğumlu. Halen İzmir'de yaşıyor. Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu. Erasmus Plus gençlik üzerine çalışıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir